29 Nisan Cumartesi. Bütün hazırlıklar tamam. 2017 sezon
açılışını yapacağız. Yine aynı üç tekne. Medocean (İsmi aynı kalsa da tekne
değişti. Karia 31 oldu.), Şeyda Teknesi ve benim Deniz-Y. Tayfada ufak
değişiklikler var. Medocean’da Enes, Cengiz ve eşi Banu Hanım. Şeyda’da Erol
Abi ve eşi Nurten Hanım. Benim teknemde Deniz, Doğaç ve ben.
3,5 - 4
saat süren seyrimiz sorunsuz geçiyor. Deniz palpa liman. Yassıada’nın önünden
geçerken yine o iğrenç manzarayla karşılaşıyoruz. İnşaat sanayisinin her türden
canavarı dört koldan bütün dişlerini Yassıada’ya geçirmiş, kanını emiyor, tecavüz
ediyor… Yassıada, daha şimdiden yanıbaşındaki Sivriada’dan daha sivri olmuş.
Rant için, para için doğaya bunlar yapılır mı? Neyse midemiz kaldırmadığı için
fazla o tarafa bakmadan pruvamızdaki Sivriada’mıza odaklanıyoruz. Henüz
yapılaşma başlamamış ama önde giden Enes’ten başka bir kötü haber
geliyor. “Abi adada yer yok”. Meğerse üç günlük tatili fırsat bilip sezon
açılışı yapmak bir tek bizim aklımıza gelmemiş. Ada’da bir sürü yelkenli ve
motoryat var. Peki sorun mu?... Evet. Peki vaz mı geçeceğiz? Elbette hayır.
Peki neden? Çünkü biliyoruz ki; oradakiler kara insanları değil. Yani öyle
“burası benim, önce ben geldim” olayı olmaz. Onlar deniz dostları. Hiç tanışmamış da olsak bize bir yer açmak
için çırpınacak, biri palamarımızı alacak biri teknemizi tutacak ve bir şekilde
bağlanacağız. Peki sonra… Zaten önceden gelen tekne insanları çoktan sofrasını
kurmuş, hoş sohbetler başlamıştır. Yeni gelenler nezaket tanışmalarından sonra
iskele üstü keyif sofralarını kurar ve sofralar arası bilumum yiyecek içecek
ikramları başlar. Ertesi sabah aynı şekilde iskele üstü kahvaltı sofraları, gün
aydınlaşmalar, ayak üstü ya da çay sohbetleri. Ve tabi ki sohbetler hep tekne
ve deniz üzerinedir. Gün içerisinde bazen ihtiyaç duyulan malzeme
alışverişleri, bazen ufak tefek onarım yardımları olur.
Cumartesi
günü, Windguru, Posseidon ve MGM’den aldığımız tüm hava raporları sonucunda
Pazar günü Tirilye’ye geçme planlarımızdan zorunlu olarak vazgeçtik. İyi de etmişiz. Poyraz, Pazar günü öğleden sonra
bembeyaz dişlerini göstermeye başladı. Gece 45 knotlara çıktı. Yapacak bir şey
yoktu. Bayanlar benim teknede okey, biz de Medocean’da bütün gece king oynadık.
Sert havalarda bir yere sığınıp king oynamak da bizim bir Marineros klasiği
olacak sanırım.
Pazartesi
sabahı hava iyice kalmıştı. Öğleden sonra yine serleşeceği için, sabah erkenden
Enes’in teknede hep birlikte keyifli bir kahvaltıdan sonra, palamarları çözüp, dönüş seyrine başladık. Sorunsuz bir şekilde 3,5 – 4 saatte Darıca limanına
gelip bağlandık. Böylece pek sayın Posseidon amcamızla da sezonun ilk didişmesi
başlamış oldu.
















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder